Mutluluk, zevk, haz, huzur... Kim olursanız olun, nereye ne şekilde yaşıyor olursanız olun hayatınız boyunca bunları arayacağınızı biliyorsunuz. Belki bunları bu kadar basit şekilde ifade etmekten hoşlanmıyorsunuz. Belki "Ne istiyorsunuz/ne arıyorsunuz?" sorusuna "mutluluk" demek yerine "huzur, tatmin" demek yerine "istediğim mesleği elde etmek" "hayatımın aşkını bulmak" diye cevap veriyorsunuz. Ama şüphesiz bütün bu uzun cümlelerin altında ve sonucunda asıl arzuladığınız şey bir şekilde mutlu olmak, huzur bulmak, tatmine ulaşmak. Eğer bütün bunları elde ettğiniz "gerçek" ve somut şeyler ile yaşabiliyor, hissedebiliyorsanız ne mutlu size ! Belki haberiniz yok ama birileri sizin hayal bile edemeyeceğiniz kadar korkun bir durumdan kurtulup sizin yerinizde olmak için sonu gelmez ve yarasız bir şekilde yakarıp duuryor... Tanrı'ya , insanlara veya kendine. Hangisine daha çok inanıyorsa. Hemde sadece, sadece küçücük bir an için...
Hayal kurmak hayatımızın önemli bir parçası kuşkusuz. Bütün gerçekler bir zamanlar hayaldir... Ulaşılan mevkiiler, icatlar, bağ kurduğumuz insalar. Hepsi bizim için bir hayal olarak başlar. Hayallerimiz bize zevk verir. Hatta bütün bunları somutlaştırmak için cesaret bile verir. Peki cesaret her şeye yeter mi ? Hayaller vermeye başladıkları zevk ile insanı dehşeti düşürür mü, yavaşlatır mı ?
Ne kadar cesur ve istekli olursak olalım hayatta daha doğrusu insanlardan istediğimizi alabildiğimizi veya alabileceğimizi söylemek şu durumda Polyannacılık olacaktır. Bunda büyük payımız olabilir, hatalarımız, yanlış metodlarımız olabilir. Ama tüm bunlar bu yazının konusu değil aslında. Bu yazının konusu tam olarak nedeni önemli olmayacak şekilde hayal kırıklığının verdiği acı ile hayallere bağımlı olmak. Bazı insanlar, yanlış yerde doğarlar. Çok sevdiğimiz Tanrı'nın tüm o görkemli adaleti ve sonsuz sevgisine rağmen hemde... Aslında bu tamamen hayat ile ilgili. Bu olmasını asla engelleyemeyeceğiniz ve anormal bile olmayan bir lanet. Onlara istediklerini vermeyecek insanların arasında doğan bu insanlar doğuştan bağımlıdırlar hayallere. Elbette kurtulmayı deneyecek, kaçmayı deneyeceklerdir. Ama herkes istediğine ulaşsa böyle bir dünyada yaşıyor olamazdık... Siz bütün bu kurtuluşsuzluğu "canım gerçekten istese gider, demek yeterince uğraşmıyor"'a bağlayarak düşünme yükün kolayca üzerinizden atabilirsiniz. Ama bu yazının yaratıcısı kendisini çıkmaz sokaklara sokmaktan anormal şekilde hoşlanıyor. Bu yüzden sizin kadar kolaycı davranmayacak ve "sadece iste ve al" odaklı "çakma secret" felsefesine batmayacak. Hep dediğim gibi; her gerçekten istediğimizi almak mümkün olsa böyle bir dünyada yaşamıyor olurduk. Kuşkusuz istediklerimizi almaya yönelik emek harcamamız gerektiğine inancaksak diğer yandan emeklerimizin boşa gidebilecek olmasını hatta emek bile harcamamıza izin verilmeyecek olması kabul etmemiz gereken acı bir gerçekdir. Bu durumda , hayal bile edemeyeceğimiz şekillerde güçsüzleştirilen ve bu lanetin parçası olan bu insanlar hayatlarını hayaller ile geçirmeye mahkum olacaklar. Gözlerini kapatıp başlarını yastığa koyduklarında kaçabilecekleri o küçük dünyayı her geçen dakika genişletecekler. Her yeni hayal kırıklığında akan göz yaşlarını gerçekdışının diyarında gezinirken yüzlerine vuran rüzgar ile kurutacaklar. Her yeni muhtaçlık onları bu hayallare biraz daha bağımlı hale getirecek. Bağımlılık arttıkça alınan zevkin seviyesi de artacak. Kim istemez hayallarinden yüksek oranlarda zevk almayı ? İlk bakışta bu duruma büyük bir şans gibi bakabilecek olan insan alınan bu büyük zevkin gerçek olmayan bir dünyadan kaynakladığı ve hep böyle olacağı gibi dehşet verici korkunç düşünceler ile karşılatığında sırılsıklam ve çırılçıplak fırtınanın ortasında duruyormuş gibi tir tir titreyecektir...
Her yenildiğinizde sığındığınız yalan dünyanın büyüklüğü sizi dehşete düşürecek. Kendinize söylediğiniz yalanların böyle anormal derecede zevk vermeye başlaması akıl sağlığınızdan şüphe etmenize yol açacak. En korkunç ihtimal ise; yetinmeye başlayacak olmanızdır... Kurduğunuz hayallerin güzelliğin önce sizi onları gerçekleştirmeye iter. Fakat üst üstte gelen hayal kırıklıkları bu sefer sizi ikinci aşamaya getirecek. Hayaller ile yetinmek... Gerçek olmayan sıfatları kabullenmek, gerçek olmayan insanlara aşık olmak... Gün gelip kendinizi bile bütün bu dünyada sadece sizin yaşadığınız gerçeğinden vazgeçirip bütün bu karakterlerin varlığı üzerine düşünmek. Sizin belki hayal bile edemeyeceğiniz, benim ise en uzun cümleler ile mantıklı bir açıklamasını yapamayacağım bu durum birilerini tepeden tırnağa sarıp sarmalıyor geçen her dakika. Hayaller ile öpüşecek hayaller ile sevişecek hayaller ile kendinizi adlandıracak, kanıtlayacak ve tüm bunların gerçek olmadığını bir kez daha farkedip sizin olmayanlara, olmayanlara her baktığınızda beyninizi, etinizi, kalbinizi yakan ateşi sonuna dek hissedeceksiniz.
Mutluluğun bu dehşet verici sınırında kaybolmuş siz insanlara tavsiye vermek artık gereksiz. Tatmini ve huzuru ararken kendi içinde kaybolmuş ruhlar; sizin ancak temenniye ve iyi dileklere ihtiyacınız var.
Bu yazıyı okuyana dek bu sınırın varlığından habersiz siz insanlar ise; tek ihtiyacınız olan buralarda biraz daha gezinip birkaç profile daha bakınmak ve bir çay içmek belkide...
"Her yeni hayal kırıklığında akan göz yaşlarını gerçekdışının diyarında gezinirken yüzlerine vuran rüzgar ile kurutacaklar"
YanıtlaSilÇok güzel ve içten . Üslup ta güzel,film gibi.Sorularla başlıyor .
Peki yerimizde olmak isteyen çok insan olması,bunun için dua etmeleri bizi değerli yapar mı ?
Birde insanın tatmin olamayacağını hayal etmesine dayandırarak mı göstermek istedin ? Sence insan gerçekleştiremeyeceğini bilmeli mi hayallerini ?
Benim yerimde olmak için dua ederler mi bilemiyorum :)
YanıtlaSilHayır bu yerinde olunmak için dua edilen kişileri değerliden ziyade şanslı yapar.
Yazıdan böyle bir sonuç çıkarılabilir belki. Ama asıl göstermek istediğim bazı insanların hayallerinin, kendilerinin içinde nasıl kaybolduğudur. Veya kaybolmak zorunda bırakıldığı. Eninde sonunda gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceklerini öğrenecekler zaten. Açıkçası bunun üzerine söyleyecek bir şeyim, belirtecek bir fikrim yok.