" Biliyor musun ? Biri doğruyu söylüyor. Kime ihtiyacın var ? Birine. Öyleyse birisini seçmelisin. Kim doğruyu söylüyor ? Seni incitecek büyük ihtimal. Sahip olduğun her şey birkaç kez tecavüze uğramak üzere. Ama gerçek iyileşmeye ulaşmak istiyorsan bunu göze almalısın. Yoksa ömrün boyunca burada kalacak bu sıradan aynaların ve aptal resimlerin başında geçireceksin hayatını. Başka şansın yok, insanların arasına karışmak zorundasın. Yalnız olmak istiyorsun, biliyorum. Ama kabul et, arada sırada O gelsin istiyorsun. Seninle biraz zaman geçirsin istiyorsun. Kimse içindeki acıyı anlayamaz. Acılar ince, ve hassastır. O bir ses dalgası, o bir tel. İçindeki bir yerlerde titreştiğini biliyorum. Kimse dünyanı berraklaştıramaz ve dolduramaz. Ama umutsuzca O'nu istiyorsun. Artık hayal etmek yetmiyor. Hadi kendini bırak sana istediğini yapsın. Duygular yoğun ve karışıktır. Onları satırlar ile açıklamaya çalışmak büyük bir aptallık ve gereksiz bir gösterişten başka hiçbir şey değil ! Sen onları resimlerine yansıtıyorsun. İnan bana bu daha değerli. Boyalarının içine kan karıştırıyor gibisin... Canını hayal ile yaktın hep, hep olmasa bile uzun zamandır. Artık canının gerçekten yanmaya ihtiyacı var. Kabul et: sen canının yanmasını isteyen genç, körpe, sürrealizm meraklısı bir resim öğrencisinden başka bir şey değilsin. Git ve canını yakmalarına izin ver. Yoksa asla rahat edemeyeceksin.
Birgün, 35 yaşında kocaman bir kadın olduğunda ve bu resimleri çizmektense fular takmaktan çok hoşlanan, kırmızı şarap bağımlısı kocanı yanına alıp bu resimleri çizen başka körpe ressamların sergilerine katılmayı daha zevkli bulduğun birgün, işte o gün bu söylediklerimi hatırlayacaksın. O'na git ve canını yakmasına izin ver. Asla senin olmayacak. O malum koca asla o olmayacak. Biliyorsun, sen de O'nun olmayacaksın. Biliyorsun, kimse kimsenin değildir. Ama git ve gerçek bir acının nasıl olduğunu anla. Yoksa asla anlattığım kadar sıkıcı bir geleceğin olmaz ve kabul et sen bu sıkıcı geleceğin kadınısın. Ya bunu yaşayacaksın ya birgün bu boya ve tiner kokan saçma sapan küçük eve geldiğimde banyo küvetinin içinde bileklerini kesmiş şekilde bulacağım seni..."
Son zamanlarda bir şarkıdan aldığım ilham sayesinde bir öykü üzerinde çalışıyorum. Aslında bir senaryo demek daha doğru. Çok dağınık bir çalışma tarzım var ve yukarıdaki metnin bir replik olmasını düşünüyorum. Bir karakterin ağzından başka bir karaktere... Başta belki bir şiir olur diye başlamıştım ama öyle gelişmedi...
Aslında bu şarkı, zaten bir filmin soundtrackında kullanıldı ve filmi tam olmasa bile hayal meyal hatırlıyorum. Aklımda kalan bazı etkileyici sahneler var. Ama tam olarak hikayesini bilmiyorum. Umarım benim aklımdaki şey ile benzeşmiyordur, içimde böyle bir korku var.
İlk okumaya başkadığımda bir Rus romanından alıntıdır heralde diye düşündüm. Ne kadar ciddiye alırsın bilmiyorum samimi söylüyorum çok iyi. Yani ben bir eleştirmen veya hergün bilmem kaçtane deneme tez veya yazı okuyan biri değilim. Şu anda bir senin yazılarını takip ediyorum. Bunun için ciddiye alamayabilirsin.
YanıtlaSilTeşekkür ve rica ederim :) Herkesin yorumu ve bakış açısı benim için önemli. Olumlu veya olumsuz önemli olan açık ve yapıcı bir eleştiri olması. Bu yüzden bu blogu aldım.
YanıtlaSilAyrıca sana teşekkür etmem gereken diğer bir konu bir yorum yazmış olman. İlk yorum yazan sensin. İnsanlar takip etmeye başladı ama yorum yapmıyorlar. Ne burada ne başka bir yerde. Zorla yorum yapmalarını zaten isteyemiyorsun. Yorumlamadıktan sonra takip etmenin benim için hiçbir anlamı yok açıkçası.