3 Ekim 2010 Pazar

Ve uzanmış geceyi seyrederken...

Hissettiğim bütün duygular,
Acı, zevk, mutluluk, delilik...
O kadar yoğundular, o kadar yoğundular ki...
Ve o kadar yararsız, o kadar hayaldiler ki...
Hiçbir şey hissedemiyorum artık.
Bana kalan boğucu bir hissizlik.
Ruhum, beynim ve bedenim,
Öyle bir yorgunluk içinde ki...
Şimdi yorgun olduğumu bile hissedemiyorum artık...
İçinde olduğum, tek görebildiğim, tek duyabildiğim,
Dokunabildiğim ve hatta koklayabildiğim,
Bildiğim tek şey,
Bu sığ karanlık...

2 yorum:

  1. her yönden ne halde olduğumuzu, yorulup yorulmadığımızı düşünmeyi ertelediğimizi ve en sonunda bu görmezden gelmelerin bizi hissizleştirdiğini mi düşünüyorsun?

    YanıtlaSil
  2. Evet bu şekilde düşünmek doğru. Bütün o keskin, şekil değiştiren, kontrolden çıkmış duygular sonunda bizi sıfırlıyor. Algılarımızı felç ediyor. Olumsuz gibi görünebilir ama aslında algılarımızın felç olmaya ihtiyacı var. Arada sırada. O karanlığın içinde dinlenmeli, hissizleşmeli ve yeniden canlanmayı beklemeliyiz.

    YanıtlaSil